http://images.socialpano.com/

'ABD, Erdoğan’ı sırtından vuracaktı, vurdu!'

Türkiye’yi, Suriye’yi ve İslam coğrafyasını yakından tanıyan Asaad Mustafa; FETÖ’cü darbe ve işgal girişimi, Suriye’de akan kan ve Arap coğrafyası üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu:9.08.2016 11:50

Ülkemizin ateşle sınandığı 15 Temmuz gecesinin hemen sonrasında İstanbul’un önemli bir konuğu vardı. Hem ziyaret hem de darbe ve işgal kalkışmasının püskürtülmüş olması nedeniyle tebrik ve teşekkür için Türkiye’ye gelen Asaad Mustafa...

Kendisinin İstanbul’da olduğunu öğrenir öğrenmez, yaşanan son gelişmeleri konuşmak hem de sohbet etmek üzere kaldığı otelde buluşmak üzere sözleştik. Cumartesi günü İstanbul’un o yoğun trafiğinden sıyrılıp Yenibosna’daki oteline vardığımızda randevu saatimiz olan 3’e 3 dakika vardı. Telefon edip “Merhaba Mustafa bey, biz otele geldik” dedim. Beklediğini söylediği 1001 numaralı odanın kapısı açıldığında, her ne kadar kendisi sılada olsa bile, bu coğrafyanın insanına has bir misafirperverlikle karşıladı bizi. O anda frekanslarımızın zaten birbirine ayarlı olduğunu anladık. Bir başka ülkenin insanı gibi değil, bizden biri olarak başladık sohbete... Kendisiyle ülkemizde yaşanan trajik 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini, Suriye’yi ve İslam coğrafyasında akan kanı konuştuk...

Asaad Mustafa, Suriye’nin eski Tarım Bakanı ve Geçiş Hükümeti’nde Savunma Bakanı olarak görev almış bir isim. Şimdilerde ise Kuveyt’teki bir özel şirkette danışman olarak çalışıyor. Onun gözünden yaşananları öğrenmek istedik. Suriye’de 5 yılı aşkın süredir akan kan vardı, bir insanlık dramı yaşanıyordu, ilk olarak belki onu konuşmak gerekirdi, ama 15 Temmuz gecesi Türkiye’de girişilen kanlı darbe kalkışması gündemin ilk sırasına ister istemez oturuvermişti. Ülkesi Suriye’de yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan ise mülteci durumuna düşmüştü. Onu atlayıp Türkiye’yi sormak incitici olabilirdi; kendisinin de izniyle “İslam coğrafyasında yıllardır akıtılan kanın son halkası, FETÖ’cü cuntanın darbe ve işgal girişimini duyduğu anda neler hissettiğini sorduğumuzda duraksamadan “Bunun başarısız kalacağından emindim” karşılığını verdi.

O GECE DARBENİN BAŞARILAMAYACAĞINI SÖYLEDİM

Gece saat 23:00 sıralarında Körfez ülkelerindeki bazı arkadaşlarının kendisini arayıp, “Bu darbe gerçekleşirse Suriye’deki devrim etkilenir mi?” diye sorduklarını, kendisinin de onlara Türkiye’de artık iki sebepten dolayı hiçbir darbe başarılı olamaz dediğini paylaşan Mustafa, “Birincisi, Türkiye’de halk Sivil Toplum Kuruluşlarında (STK) örgütlenmiş durumda. İkincisi, AK Parti iktidarı döneminde halkın yaşam standardı ve ekonomik durumunda görünür bir gelişme yaşandı.

“Şu anda Ordu’nun Türkiye’de bir darbe gerçekleştiremeyeceğini daha o gece bazı Türk arkadaşlarımla da paylaştım. Bu sadece bir umut ya da bir temenni değildi;  Türkiye’yi ve Türk halkını yıllardır tanıyorum. 1982, 1994, 1996 yıllarında ziyaret etmiştim ve Türkiye’deki değişime yakından şahit oldum. Daha önceki halini de biliyorum, bugünkü halini de…”

Türkiye’nin böylesi bir darbeye neden maruz kalmış olabileceğine dair görüşlerini de paylaşan Asaad Mustafa, Türkiye’nin maruz kaldığı darbe girişiminin birçok nedeni olduğunu söyledi ve onları sıraladı: “Birincisi, gerçek demokrasiyi hayata geçirmiş olan tek Müslüman ülke Türkiye. İktidarda sicili temiz, ülke halkının yaşam standartlarını yükselten bir hükümet var. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında 17. sırada Türkiye. Bugün Türkiye, nükleer silah dışında her şeyi üretebiliyor; ekonomisi güçlü. Burada iki alanda önemli yatırımlar yapıldı. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nda olduğu gibi ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla insana ve ekonomiye yatırım yapıldı.

Bir başka neden ise; Türkiye, bölgede güçlü bir oyuncu olmaya başladı. Bazı ülkeler de Türkiye ile birlikte hareket edip, işbirliğine gitti. Katar, Suudi Arabistan ve Bazı Asya ülkeleri güçlü ilişkiler kurmaya başladı. Bu yatırımlarla birlikte Türkiye gerçek bir cazibe merkezi haline geldi.

Üçüncü neden ise; Türkiye hükümetinin dış güçlerden bağımsız olarak hareket ediyor olması…  Başka ülke  ve ideolojilerin yararına değil, sadece vatanı ve milleti için çalışan bir hükümet. 

Batı ve ABD istihbaratı IŞİD’i kurup İslam’ı dünya kamuoyuna yanlış tanıttılar. Fakat Türkiye hükümeti yapmış olduğu çalışmalarla gerçek İslam’ı anlattı; İslamiyet ile demokrasinin birbirine aykırı olmadığını, İslam’ın, insanlar arasında bir ayrım yapmadığını gösterdi. Komşularıyla ilişkilerini düzelten Türkiye, gerek İran gerekse Rusya ile arasındaki sorunlarını çözdü. Siyasi olarak aynı görüşü paylaşmasalar bile ilişkilerini sürdürdü. Özetle Batı ülkelerinin planlarının önünde duran Türkiye,  bir engel olarak görüldü.

ABD PLANI İSRAİL PLANI DEMEK

Eğer ABD planlarından bahsedecek olursak, İsrail’in planlarını anlatmış oluruz. Bu planların yapılmasının nedeni de Türkiye’nin bir engel olarak görülmüş olması. ABD, bütün Arap coğrafyasına hâkimdir ve bu ülkeleri yönetiyor, çünkü Arap ülkeleri dağılmış durumda. Arap Birliği de parçalanmış durumda. Arap camiası her geçen gün güçsüzleşirken nüfus olarak büyük bir ülke olan Türkiye yükseliyor ve bu da onlar için ayrı bir tehlike.

Batı, özellikle de ABD, bazı bölge ülkeleriyle koordineli bir şekilde, örneğin Mısır’daki Sisi, Suriye rejimi ve gizlice hareket eden başka ülkeler, tabi bunun içerisinde Avrupa ülkeleri de var… Türkiye’deki değişimi ve gelişimi darbeyle durdurmak istediler.”

TARİHİMİZE YALAN KATTILAR!

Osmanlı’nın son nefesini verip emperyallerin Ortadoğu’da cetvelle sınır çizmelerinin ardından Türkiye, bu coğrafyadan uzak kalmıştı. Ülke halkları nezdinde olmasa da gerek oradan buraya ve gerekse buradan oraya geçmişte olumsuz bir bakış hâkim olmuştu. Ama bugün bu olumsuz durum geride kaldı. Arap sokaklarında bugün Erdoğan sloganları atılıyor, posterleri asılıyor.”

Kendisine Arap sokaklarında durumun nasıl olduğunu sorduğumuzda, “Tarihe yalan kattılar, bize de size de tarihi yanlış anlattılar” dedikten sonra minik bir tarihsel perspektif çiziyor:

“Tarih kitapları, sanki Türkler, Araplara karşıymış gibi yazıldı. Bu kesinlikle doğru değil; bu, tarihi deforme etmektir. Arap coğrafyasını İslam Halifesi yönetiyordu; Halifelik, Medine’den Şam’a, Şam’dan Bağdat’a geçti, Abbasiler dönemi sona erdiğinde Endülüs’teki Müslümanların çağı da sona erince, Müslümanları temsil edecek, İslam bayrağını taşıyacak kimse kalmadı. Ta ki Osmanlı gelip o bayrağı eline alana kadar... Osmanlı, İslam âleminin birliğini sağladı. Araplara hiçbir zaman da kötülük yapmadı. Osmanlı zayıf düştüğünde haliyle Araplar da zayıf düştü. Eğer içinde bulunduğumuz durumdan Osmanlı Devleti’ni sorumlu tutacaksak, aynı şekilde Abbasiler’i ve Emeviler’i de sorumlu tutmamız gerekir. Ki bu da mantıksız... Tarihin yazılmayan gerçeği ise Osmanlı, İslam’ı 400 yıldan fazla korudu. Arap bölgesinin İslam kimliğini muhafaza etmesini sağladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler, Araplara bir ülke sözü verdi. Savaş bitince de Arap ülkeleri arasında sınırları çizdiler. 1916-1918 yıllarında Arapları 21 ülkeye bölüp sömürdüler; soykırım yaptılar. Gerçek tarih budur. 

AK Parti hükümeti geldiğinde Arap halkı Türkiye’yi sevmeye başladı. Özellik AKP hükümetinin Filistin’e, Suriye’ye, Mısır’a ve ‘Arap Baharı’na gösterdiği duruş sempati topladı. AKP hükümeti neredeyse bütün Arap halkının kalbinde yer edinmiştir. Sizi temin ederim ki Tükiye’nin içindeki oranı neyse Araplarda da aynı orandadır belki daha bile fazladır.”

O GECE ARAPLAR TÜRKİYE İÇİN EL AÇTI DUA ETTİ

Kendisi şimdilerde Kuveyt’te kalan ve orada özel bir şirkette çalışan Asaad Mustafa,  Arap dünyasında Türkiye’ye ve Türk halkına karşı özellikle AK Parti hükümetinin iktidara gelişinin ardından oluşan değişikliğe dair yaptığı tespitinin ardından “15 Temmuz gecesi Arap sokaklarında neler yaşandı?” sorusunu yöneltmesek olmazdı. O gece yoğun bir telefon trafiği yaşadığını insanların kendisine Türkiye için dua ettiğini söylediğini aktaran Mustafa:

“Herkes derin bir merak içindeydi. Şunu biliyorlardı: Orada İslam ve demokrasinin bir kalesi var ve onu şu anda yıkmaya çalışıyorlar. Herkesin gözü kulağı buradaydı. Darbe girişiminin başarısız olduğunu öğrendiklerinde inanılmaz bir mutluluk ve sevinç yaşandı. Arap ülkelerinde düşünce özgürlüğü olmadığı için kimse düşüncesini özgür bir şekilde sokaklarda ifade edemedi. Emin olun eğer orada gerçekten özgürlük olsaydı insanlar sokağa dökülüp AK Parti hükümetini desteklediğini ve Türk halkını ne kadar sevdiğini gösterirdi. Ama yasak... Bunu yapamadıkları için fikirlerini sosyal medya üzerinden paylaştılar. Darbe girişiminin hemen sonrasında Arap turistler, destek için buraya akmaya başladı; bu da onların sevgisini gösteriyor. Şimdi onlar büyük bir mutluluk yaşıyor. Arapların buraya geldiklerinde çok huzurlu ve mutlu olduklarını biliyorum.

Türkiye’de hükümetin kendi halkını nasıl kalkındırdığını görüyorlar. Ekonomisi nispeten iyi durumda olan Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’ı bir tarafa koyarsak, diğer Arap ülkelerinin ne halde olduğunu hepimiz biliyoruz. Arapların bir umudu ve hayali var: O da Türkiye gibi bir arada ve güçlü olmak.”

Türkiye’den bakıldığında daha düne kadar coğrafi olarak yakın ama düşünsel ve siyaseten “çok uzak” olarak görülen İslam coğrafyasında uzun yıllardır kan gövdeyi götürüyor. Önceden Batı’nın stratejisi “böl, parçala, yönet” şeklindeydi. Bugün ise “böl, parçala, un ufak et ve yut”a dönüşmüş durumda. Arap ülkelerinin Türkiye gibi güçlü olmak hayali olduğunu belirten Asaad Mustafa “Bir gün olur mu?”  sorusuna yanıtı ise şu şekilde veriyor:

TÜRKİYE DESTANI ARAPLARA İLHAM VERECEK

Dış güçler, Irak, Suriye, Libya, Yemen’i bitirdi; Arap Baharı’nın önünü kesti; yapılmak istenen devrimleri yok saydı ve halkın istediği hükümeti değil, kendi istediği hükümetleri yönetime getirdi. Aynı şeyi Türkiye’de de yapmaya çalıştı, ama başaramadı. Türkiye’deki bu olay Araplar’a ilham kaynağı olacak; birleşmelerini sağlayacak. Bana göre birkaç yıl içinde olacak; bundan eminim.

Seçimle iş başına gelen Muhammed Mursi, Sisi’nin kanlı darbesiyle iktidardan uzaklaştırılıp hapse atılmıştı. İnsanlar günlerce Adeviyye Meydanı’nda darbeyi protesto ettiler. Orada da Sisi’nin katilleri sivil halkın üzerine ateş etti; onlarca insan hayatını kaybetti.  Arap halkları bu darbeyle büyük bir moral bozukluğu yaşamış olsa gerek...

ARAPLAR MISIR’DAKİ DARBEYE DE KARŞI ÇIKTI

Arap sokağı, Sisi’nin yaptığı darbeye desteklemedi, desteklemiyor da... Mursi yönetimini desteklemeyenler bile Sisi’ye destek vermiyor. Hep Mursi’nin seçimle geldiğini, seçimle gitmesi gerektiğini söylediler. Darbeyle devrilmesini kimse onaylamadı, darbeye de arka çıkmadı. Araplar, yaklaşık 70 yıldır ABD ile dostluk ilişkisi geliştirmişti. ABD ve Batılı ülkeler, bizi zillete uğrattı; şimdi de İran’la işbirliği yapıyorlar. Irak’ı, İran’a teslim ettiler; Suriye’de de Esed’i destekliyorlar. Sözün özü ABD ve Batı, Arapları sattı. İsrail, Arap ülkelerinin kalbine yerleştirildi; onu koruyan da ABD.  Ve sonunda Araplar, İsrail’in varlığını kabul etmek zorunda kaldı; barış anlaşmaları imzalandı. Mısır ve Ürdün gibi şimdi geri kalan diğer Arap ülkeleri de İsrail’le barış istediğini açıkladı. Bunların arasındaki en büyük Arap ülkesi olan Suudi Arabistan bir barış projesi sundu. Bu projeye Araplar da onay verdi. Ancak bu projeyi ABD kabul etmedi. Şimdi bizi İran’a teslim etmeye çalışıyor. Amerikan yönetimi bütün dostlarını sırtından bıçaklıyor. Yaptığı da aslında kendi çıkarlarını da korumuyor. Çünkü onların çıkarları da bu ülkelerle dost kalmasını gerektiriyor aslında.”

‘ERDOĞAN’I SIRTINDAN VURACAK DEMİŞTİM, VURDU’

Suriye’de olaylar patlak verdiğinde ABD, ‘Esed gitmeli’ diyordu sonrasında ise çark etti. Türkiye’nin atlattığı bu darbe girişiminden yaklaşık 1 ay önce de sizin Huffington Post’ta yayınlanan makalenizde “Obama Esed’i indirmeyi değil, Erdoğan’ı sırtından vurmayı hedefliyor” şeklinde bir görüşe yer vermiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?

“Ben bir makale yazmıştım, Türkiye’deki darbeden önce Halep’le ilgili yazımda şunları söyledim: ‘Obama bazı Kürtleri kullanmaya başladı. Suriye’deki PYD azınlığını kandırdı; kullanmaya başladı. ABD Başkanı Barack Obama, Esed’i düşürmek istemiyor, Erdoğan’ı sırtından vurmak istiyor’’ diye söyledim. Bunu darbeden bir ay önce yazdım. Bu da oldu.  Gelişen olaylar zaten bunları gösteriyordu. Dikkat ederseniz IŞİD, Suriye’nin doğusunda bulunuyor. ABD ve Rusya, onları bir yerde vururken bazı yerlerde ise hiç vurmuyor.

KÜRT SORUNUNU ANLAYAN TEK HÜKÜMET

AK Parti hükümeti, İslam dünyasında Kürt sorunu anlayan ilk hükümet ve onlara insanlık nazırıyla bakıp kazanmak istedi. Böylece Türkiye’deki Türk, Kürt, Çerkez tüm milletler kendini eşit hissetmeye başladı. Bu hükümet ülkenin doğusunda çok büyük projelere imza attı. 15 adet havaalanı yaptı. Sadece bu dönemde Kürt bölgesin 50 milyar dolarlık yatırım yapıldı. Bu atılan adımlar, Batı’nın hoşuna gitmedi; onları rahatsız etti. Onlar ister ki Araplarla İsrail, İran’la, Türkiye,  Kürtlerle Türkler savaşsın, kaos olsun. Erdoğan, ahlaki ve insani çerçevede bu Kürt sorununu çözmeye çalıştı.

Tıpkı II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da olduğu gibi... İsviçre’de Fransızca konuşan var Almanca konuşan var. Onlara sordum ‘siz Almansınız neden Almanya’ya gitmek istemiyorsunuz?’ diye.  Bana dedikleri ‘Biz burada eşitiz; neden gidelim!’ oldu. AKP hükümeti bunun gibi yapmaya çalıştı; bu da onların hoşuna gitmeyen adımlar.  Ben Amerikalıların aklından geçeni biliyorum. Onlar, Kürtleri sevmiyorlar... Türklerden, Araplardan bile daha çok Kürtlerden nefret ediyorlar. İstedikleri tek şey çatışma olsun. Avrupa’nın görüşü ABD ile karşılaştırıldığında daha iyi, ama bundan da daha iyi olması gerekir aslında. Buna kötünün iyisi diyebiliriz.

Batılı ülkeler, Türkiye’deki darbe girişiminde katılanların gözaltına alınmasından kaygılı olduğunu söylüyorlar. Görünen o ki ABD, bu darbeden haberdardı. Darbeyi yapmaya çalışanların da ABD ile ilişki içinde oldukları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

HAYIR! SEN BİZE KARIŞAMAZSIN

Darbe ilk olduğunda ABD ve Batılı ülkelerin susması, darbeye karşı olduklarını bildirmeleri gerekiyordu. ‘Biz demokrasiden yanayız’ demeleri gerekiyordu. Türkiye NATO üyesidir. ABD, her ülkeye karışabilecek bir imkâna sahip olduğunu düşünüyor. Fakat bugün Türk halkı, bir olup onlara “Hayır! Sen bize karışamazsın!” dedi. Bugün tüm partiler, darbeye karşı birleşmiş durumda ve bu büyük bir başarı. Muhalefet partileri, ‘bizim siyasi görüşümüz farklı olabilir, ama bize karışmalarına izin vermeyiz; biz bu darbeye karşıyız’ dediler.

‘BİZİ BİR ARAYA GETİREN VATAN’

Bu darbe girişimi Türkiye’yi olduğu kadar Suriye ve Arap coğrafyasını da ilgilendiren bir durum. Şayet bu darbe yapılabilmiş olsaydı, bizleri neler bekliyordu?

“Gerçeği söylemek gerekirse bu konuyu kendi kendimle tartışmadım bile... Çünkü bir an olsun bu darbenin başarılı olacağını düşünmedim ve kesinlikle başarısız olacağına inanıyordum ve öyle de oldu. Diyelim ki bu darbe başarılı olsaydı uzun ömürlü olamazdı zaten.

Suriye Tarım Bakanı olarak 1994’te yaptığım ziyarette, Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanı Refaiddin Şahin’le görüşmüştüm. Erbakan-Çiller koalisyon hükümeti vardı. O zaman bana Türkiye ve Türk halkıyla ilgili çok şey anlatmıştı. Siyasi olarak ayrı olduklarını ancak ‘bizi bir araya getiren vatan’ demişti.

Türkiye’yi yakından takip edenler buradaki değişimi görür. Değişime doğru atılan ilk adım Adnan Menderes’in seçilmesiydi. İkinci adım ise Turgut Özal’ın gelmesiydi. Son olarak da AKP hükümeti. Bu gelişim durduk yerde olmadı, 50 yıl sürdü. Darbe neden başarılı olamaz diye tahmin ediyordum ve sizin değişinizle eğer başarılı olsaydı neden hemen yok olacağını inanıyordum? Çünkü bütün partilerin darbeyi kabul etmeyeceğini biliyordum. Onların gösterdiği karşı duruş da unutulmayacak. Şahsım ve Araplar buna büyük bir saygı duyduk. Parlamento’dan çıkan metni 4 parti imzaladı. Darbeyi ülkede kimse kabul etmedi. Özellikle MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, darbenin hemen başında bunu kabul etmediklerini söyledi, Türk halkı toplu halde hareket ediyor, biz Araplar münferit bir şekilde hareket ediyoruz. Türk halkı liderlerine saygı duyuyor ve peşinden gidiyor. Darbeci hainler, Türk halkına ihanet ettiler, çocuklarına da ihanet ettiler, çünkü boyunları hep bükük kalacak.”

SESİ BİLE TİTREMEDİ TAM BİR LİDERLİK GÖSTERDİ

Erdoğan, malumu olduğunuz üzere karizmatik bir lider. Onun çağrısıyla halk sokaklara döküldü ve darbecilere direndi. O gece Erdoğan’ın oteline giden tim, suikasti gerçekleştirmiş olsaydı, yine bu kadar emin bir şekilde “bu darbe uzun ömürlü olmaz” diyebilir miydiniz?

“Ömürler Allah’ın elindedir... Erdoğan da inanan bir lider. Darbenin başarısız olmasının iki nedeni var: Birincisi, bütün Türk halkı darbeye karşı durdu. İkincisi, Erdoğan’ın kişiliği, attığı adımlar ve gösterdiği cesarettir. Marmaris’ten İstanbul’a gelip halka hitap etmesi. Aldığı kararları sıralaması. Uçaklar alçak uçuş yaparken, tanklar orayı ablukaya almışken, çıkıp insanlara hitap etmesi büyük cesaretti; sesi bile titremedi. Erdoğan’ı görünce mutluluktan ağlayan insanlar biliyorum. Bizim de o insanlar gibi onun telefondaki konuşmasını görünce gözlerimiz doldu. Havalimanındaki konuşmasında ise kesinlikle liderliğini gösterdi. Bu dünyada herkes öldü, Peygamber efendimiz de öldü, ama Erdoğan’ın inşa ettiği bu yapı Erdoğan gitse bile devam edecek.”

BUNA BİZ DE ŞAŞIRDIK, ÇOK ÖNCEDEN ALINMALILARDI

Özellikle 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan FETÖ/PDY fotoğrafı birçok kişiyi şoke etti. Pek çok kimse bu örgütün bu kadar dallanıp budaklanmış olduğunu tahmin etmiyordu. Malumu olduğu üzere bu kritik coğrafyada tutunabilmenin iki önemli şartı var: Güçlü ordu, güçlü ekonomi. Böylesi bir yapının Türk Ordusu’na bu kadar sızabilmiş olmasını nasıl değerlendirirsiniz?

“Eski zamanlardan beri bu örgüt vardı. Son yıllarda zayıfladıklarını fark ettiler. Bu yüzden kendileri için çok riskli olan bu darbe girişimine kalkıştılar. Şunu da belirtmek lazım: Onları bu darbeye teşebbüs ettirenler onları kandırdı. ‘Yapabilirsiniz, başarılı olacaksınız’ diye inandırıp yaptırdıkları anlaşılıyor. Ancak hep birlikte şahit olduğumuz üzere başarılı olamadılar. Bu darbeciler, Türkiye’ye değil, dış güçlere bağlı, ipi onların elinde. Onların okullar açtığını, oralarda kendine özgü bir program uyguladığını biliyordum. Onların açtıkları okul ve üniversitelerin başka bir hedefinin olduğu, o gece net bir şekilde ortaya çıktı.

Orduda bu kadar kadrolaşmış oluğunu gördüğümde bir şaşkınlığımız oldu bunu ifade edeyim. Bu gerçekten inanılmaz bu durum. Erdoğan, bunca zaman onları böylesi hassas bir konumda nasıl bıraktı! Çok önceden görevden alınabilirdi. Mısır’da da aynı şey oldu. Cumhurbaşkanı’nın göreve getirdiği Sisi darbe yaptı. Bundan ders alınmalıydı. Bunlar ordunun içinden temizlenmeliydi. Biz de bir şaşkınlık yaşadık; Erdoğan neden onları değiştirmedi; neden ders çıkarmadı, biz de anlayabilmiş değiliz!

Türkiye, teröre karşı mücadele eden bir ülke; hem IŞİD hem de PKK ile savaşıyor. Terör örgütü PKK Ankara’da, IŞİD de Atatürk Havalimanı’nda saldırı yapmış. Bunları görmezden gelen ABD, büyük bir küstahlıkla “bizim temasta olduğumuz askerler tutuklandı” diyebiliyor. Bana göre onlar bölgede kaos ve karmaşa olsun istiyorlar. Bu izledikleri yol Amerikan halkının da çıkarına değil. Washington’un da darbenin başarılı olmasını isteyen bazı bölge ülkelerinin de izlediği politika değişecek; Türkiye ile işbirliği yapacaklar. Türkiye olmadan bir şey yapamazlar. Çünkü İslam ülkeleri arasında sözü geçen, sözü dinlenen Türkiye güçlü bir ülke.”

RUSYA DA DARBE BAŞARILI OLSUN İSTERDİ

Geçen yıl 24 Kasım’da angajman kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus uçağının düşürülmesiyle iki ülke arasında ilişkiler bozulmuştu. Bu darbe girişiminin hemen öncesinde ise karşılıklı olarak atılan adımlarla, ilişkilerde nispeten bir iyileşme sağlanmıştı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Ben şahsen Rusya’nın da bu darbe girişiminin başarılı olmasını istediğini düşünüyordum. Ancak Rusya’nın Türkiye ordusuyla bir ilişkisi yoktur.  Tarihi geçmişe bakarsak Rusya, hiçbir zaman dost olmamıştır. ABD, hep ‘Türkiye ile dost’ olarak görünmüştür.”

Darbe girişiminin, Mavi Marmara saldırısı sonrası İsrail’le ilişkilerin normalleşmeye başlaması, Rusya ile de yakınlaşmanın olduğu bir döneme denk gelmiş olması sizce bir tesadüf mü?

Bence bu darbe, çok önceden planlanmıştı. Biz ABD’nin Esed’i indirmek istemediğini, Erdoğan’ı indirmek istediğini, ona ihanet etmek istediğini söylemiştik. Olayları izlerken farklı yerlerde farklı olaylar olurken onların aralarında bir bağlantı olduğunu gözlemliyorduk; hepsi de Türkiye’ye çıkıyordu. ABD, yaptıklarıyla Türkiye’yi rahatsız ediyordu. İsrail, Türkiye’ye karşı durmuş, Rusya da aynı şekilde Türkiye’ye karşı hareket ediyor. İran da aynı durumda yaptıklarıyla Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyor. Bütün bu olaylar 2 yıldan beri yaşanıyorsa buna bir tesadüf denilemez. Bunlar bir şeyin olacağını gösteriyordu. Hamdolsun ki Rus uçağını düşürenler darbecilerdi. Darbeden önce bir arkadaşıma mesaj atıp bana göre, “Rus uçağını düşürenlerin Batılı ülkelerle bir ilişkisi vardır” diye tahminimi paylaşmıştım. Çünkü Türkiye bir uçak vuracak olsa Suriye, Türk uçağını düşürdüğünde Suriye uçaklarını vururdu, ama böyle olmadı. Çünkü Türkiye böyle bir savaşa girmek istemedi. Ortaya çıkan şu ki, uçağı düşürenler vatan hainleridir.

Bu darbe girişiminin ve arkasındakilerin başarısız olmasından sonra, açık söylemek gerekirse; ulu Türk halkının zaferiyle inanılmaz bir uyanış, eşsiz duyarlılık, tek bir saf olarak Türkiye’ye karşı yapılan oyunlara karşı durmasıyla bu durumdan çok daha güçlü çıktı. Bazen istemediğiniz, sevmediğiniz bir şeyden hakkınızda hayırlar vardır. Hepsi değil belki, ama Türkiye’ye düşmanlık gösteren ülkelerin birçoğu bu saatten sonra izlemiş olduğu politikalarını değiştirmeye mecbur kalacağına; Türkiye ile iyi ilişkiler kuracağına inanıyorum. Bu da Türkiye için kendi politikasını uygulamak için bir fırsattır. Türkiye’nin yeni politikası bölgesinde ve dünyada düşmanlarının sayısını azaltıp dostlarının sayısını artırmaktır.  Esed rejimi hariç diğer bütün ülkeler bu politikaya karşılık verecek. Çünkü o hiç kimseyle dost olamaz.”

TESADÜF DEĞİL GİZLİ BİR OYUN

“Alşark Alawsat”ta yer alan mesajınızda diyorsunuz ki “Şu ana kadar dört tane Birleşmiş Milletler Suriye temsilcisi geldi; sorun hâlâ çözülmedi. Amaçları Esed’i devirmek değil! Şimdi de Mistura çıkmış ‘Halep’te ateşkes’ diyor. Amaçları Esed’i devirmek değil. Başka planlar ortaya atıyorlar. Suriye devrimi kaç defa aynı yerden sokulacak/ ısırılacak?” diye soruyorsunuz. Ben de size şu soruyu yöneltmek isterim: 500 bini aşkın insan öldüren Esed ile Suriye halkı nasıl yaşar veya anlaşır! Bunu Batı sizce bilmiyor olabilir mi? Neden süreci uzatıyor. Batı, Suriye’de asıl neyin peşinde?

500 bini unutun siz; Suriye’deki şehit sayısı bir milyondan fazla... Oradaki ölüler artık sayılmıyor bile! Tüm Batılı ülkeler değilse bile ABD, Suriye’yi yıkıp bitirmek istiyor. Elindeki ahmak Esed de onun taşeronluğunu yapıyor. Bu yüzden ABD, onun arkasında duruyor. Devrimin başlangıcında bazı Batılı ülkeler gerçekten Esed’den kurtulmak istiyordu. Almanya, Fransa ve İngiltere bunların arasındaydı, ama ABD bu ülkeleri etkiledi.

Özellikle ABD’nin İran’la yapmış olduğu anlaşmadan sonra bunlar daha net şekilde görünmeye başladı. Bir başka şey daha gördük ki IŞİD, Suriye devrimine destek veren ülkelerde terör saldırıları yaparken Esed’in arkasında duran ülkelerde hiçbir eylem yapmadı. O saldırılardan önce Fransa ve Almanya’nın, Suriye devrimine dair politikası farklıydı. Esed’e karşıydılar, ama bombalar patlayınca bu politika değişti.

IŞİD, Fransa, Almanya, Türkiye ve Suudi Arabistan’a saldırıyor. Bu ülkeler Suriye devrimine destek veren ülkeler. Ne İran’da ne Rusya’da eylem yapıyor. Oralara da saldırsın demiyoruz; nerede olursa olsun biz terör saldırılarına karşıyız; bu sadece bir tespit.  Bu bir tesadüf değil, bu gizli bir oyun.

‘YA GÖÇ EDECEKSİNİZ YA DA ÖLECEKSİNİZ’

ABD ile Rusya arasında Suriye konusunda üstü örtülü bir anlaşma olduğu iddia ediliyor...

Rusya ile ABD, Suriye’de birlikte çalışıyorlar...  Rusya, ABD ile İsrail onayladıktan sonra Suriye’ye girdi; bu gayet açık. Hem Rusya hem de ABD, Esed’in yerinde kalması konusunda mutabık. Geçici bir hükümet olsun dediler, ancak Esed hakkında hiçbir şey söylemediler. Esed’in ne olacağı hiç gündeme getirilmedi. Hâlbuki sorunun başı Esed. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dahil hepsinin ortaya attığı projelerin hiçbiri başarılı olmayacak. Sadece Suriye halkının çektiği acıları daha da uzatacak, ülkedeki yıkımı daha büyütecek. İnsanları göçe zorlayacak. Rusya’nın destek verdiği ABD planı, Suriye’de Sünnileri bitirme planıdır. Onlar bize mezhepçiliği öğretmeye çalışıyorlar! Onlar bize diyorlar ki Sunni olarak ya göç edeceksiniz ya da öleceksiniz.

Tarih boyunca Suriye’deki gibi bir olay yaşanmamıştır. Suriye gibi küçük bir ülkede hem rejim, hem İran hem Rusya ve ABD, 40’tan fazla mezhepçi örgüt savaş açmış durumda, sivillere kimyasal bomba yağdırıyorlar. Tarih boyunca böylesi hiç yaşanmadı. Gerçekten IŞİD’i bitirmek isteselerdi Suriye’ye girip bitirebilirlerdi, fakat bunu yapmak istemediler. Bundan geçtim, bize silah verselerdi kendimiz bile bitirebilirdik. IŞİD, bu oyunun bir parçası ve bizi öldürmek için kullanıyorlar IŞİD’i.

Ankara’nın sayıları 3 milyonu bulan Suriyelilere vatandaşlık vermek üzere başlattığı çalışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Suriyelilere vatandaşlık verirse bu karar hem Türkiye, hem de Suriye halkı için faydalı olacak. Çünkü Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin belli bir güçleri var; iş hayatında katkı sağlayabilirler. Fakat daha önemlisi Suriye özgürlüğünü kazandığında, bu halk ülkesine dönecek, çifte vatandaşlık baki kalacak. Bu da iki ülkenin arasındaki dostluğa inanılmaz derece fayda sağlayacaktır. Türkiye bu süreçte çok çaba sarf etti; bu yapılanları biz asla unutmayız.

Röportaj: Tahir Özışık / Haber10 


Paylaş :


 

 

Diğer Haberler

Tüm Haberler »

 

Anketler

Anket 1

Web sayfamızın tasarımını nasıl buldunuz?

  • Gönder