http://images.socialpano.com/

Kurban'ın Tarihçesi ve Anlamı

Prof. Hayrettin Karaman, Kurban’ın tarihçesini, anlamını, İslam’daki yerini, Kurban hakkında merak edilen soruları ve Kurban-Hac ilişkisini yazdı:9.09.2016 16:37

Allahu Teâlâ şuurlu varlıkları kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. Kulun önde gelen vasfı sahibine tam teslimiyetidir. O’nun rızası ile kendi arzusu karşılaştığında sahibinin rızasını tereddütsüz tercih etmesidir. Kullukta pazarlık, “şu kadar sana bu kadarı bana” hesabı olmaz; Rabbi kuluna neyi vermiş ise ona razı olur, ondan neyi isterse gücü yettiği kadarını derhal îfâ eder…

Allah’ın rızasına nail olmuş ve bu sebeple O’nun dostu (hâlîli) olma şerefini kazanmış bir kul örneği olarak Rabbimiz bize Hz. İbrâhîm’i takdim ediyor ve onun teslimiyetini etkili bir ifade ile şöyle anlatıyor:

“Rabbim! Bana iyilerden olacak bir evlat ver!”/Bunun üzerine kendisine akıllı ve edepli bir erkek çocuğu olacağını müjdeledik. /Çocuk, babasıyla beraber iş-güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum, dedi, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.” /Her ikisi de (ilâhî buyruğa) teslim olunca ve babası onu yüz üstü yatırınca, /“Ey İbrâhim” diye ona seslendik; /“Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz./ Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı. /Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona değerli bir kurbanlık verdik. /Onun hakkında, “İbrâhim'e selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik. /Evet, iyileri işte böyle ödüllendiririz. /Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı (Sâffât 100-111).

Hz. İbrâhim, rüyasında aldığı ilâhî buyruğu yerine getirmeye karar verip gerçekleştirmek üzereyken, bu tutumuyla Allah tarafından tabi tutulduğu büyük teslimiyet sınavını kazandığı için Allah Teâlâ, Cebrâil aracılığıyla iri bir koç göndererek oğlunun yerine bunu kurban etmesini istemiş, İbrâhim de öyle yapmıştır.

İbrâhim (a.s.), yakılmayı göze alacak derecede tehlikelere göğüs gererek putperestlere karşı mücadele verdiği gibi evladını kurban etme buyruğuna da tereddütsüz boyun eğmiş; bu büyük özveriye karşı Yüce Allah hem onun ateşte yanmasını önlemiş hem de oğlunu ona bağışlamıştır.

“Hz. İbrâhîm'in kurban etmesi emredilen oğlu İshak mı yoksa İsmail miydi” konusu tartışılmıştır. Sahâbe döneminden beri her iki tespiti de savunanlar olmuştur.

Rivayetlere göre Hz. İbrâhîm oğlunu kurban etmek üzere Minâ'ya götürürken şeytan, insan suretinde çocuğun yanına gelmiş ve ona babasının niyetini açıklayarak isyan etmesini sağlamak istemiş, çocuk ise şeytana kanmamış, onu yanından uzaklaştırmak için taşlamıştır.

İslâmî hac ibadetindeki şeytan taşlamanın böyle bir tarihi ve manası vardır. Terviye ve Arafe günlerinin, sa’yin ve kurbanın da yine Hz. İbrâhîm ve ailesinin örnek kulluk hayatlarının izlerini taşıdığı bilinmektedir.

Bu büyük imtihanın sebebi olarak şöyle bir nükte de ifade edilmiştir:

Hz. İbrâhîm Allah’ı sevdiğini söyleyip dururken çocuğuna da sevgi ile bakmış, Allah kendine mahsus sevginin paylaşılmasına razı olmadığı için bu büyük imtihanı uygulamış, sonunda Hz. İbrâhîm’in Rabbine olan sevgisinin özel ve ortaksız olduğu sabit olmuştur.

İslam’daki kurban ibadeti Kur’an ayetlerinden ziyade hadislere ve sünnete dayanmaktadır.

Kurban Bayramı’nda bu ibadetin vacip mi, sünnet mi olduğu da müctehidler tarafından tartışılmıştır. Ebu Hanîfe’nin mezhepte tercih edilen içtihadına göre seferî olmayan ve maddi durumu da müsait olan müminlerin kurban kesmeleri vacibdir. Başka birçok müçtehide göre ise bu ibadet kuvvetli (müekked) sünnetlerden biridir.

Sünnet olduğunu söyleyen müçtehitlerden bir kısmına göre kesmek, diğer kısmına göre ise bedelini yoksullara vermek daha uygundur (efdaldir).

Ümmet bu konuda ve diğer konulardaki farklı ictihadları İslam’ın içinde ve uygulanabilir ictihadlar olarak kabul etmiş, taassup ve tefrikadan kaçınmış, çokluk içinde birliği gerçekleştirmeye muvaffak olmuştur.

10 Soruda Kurban

1- Bazıları ‘Hacda kurban kesmek kâfi, yurdunuzda ayrıca kurban kesmeniz gerekmez’ diyor. Mekke’deki kurban, evindeki kurban yerine geçer mi?

Kurban kesmekle yükümlü olan bir Müslüman Kurban Bayramı günlerinde seferi ise ona kurban kesmek vacib olmaz. Hacca gidenler de seferi olduklarından ülkelerinde onlar için kurban kesmek vacib olmaz.

2- Mükellef olduğu kurbanı kesmeyip, bir yoksula parasını vermek kurban yerine geçer mi? Kurbanın mutlaka kesilmesi lazım gelir mi? Kesilmeyen kurban bağışı olur mu?

Kurban ibadeti ancak kurban olabilecek hayvanı zamanı içinde kesmekle yerine gelir. Başka şekilde ve zamanda olmaz.

3- Kurbana adak, nafile, akika, ölmüşlere kurban diye niyet edenler ortak olabilirler mi?

Vacib olsun, sünnet ve nafile olsun ibadet niyetiyle kesilen kurbanlar, bir büyük başta ortak olarak da kesilebilir.

4- Vacip kurban bağışlarının yurtdışında kesimi konusunda telefonla vekâlet olur mu? Yurtdışı kurban vekâlet bedeli yurtiçinden daha az olduğu için kurbanını yurtdışında kestirmeyi planlayanların düşüncesi doğru mudur?

Telefonla, telgrafla, mektupla, faksla, e-mail ile… Vekâlet verilebilir. Ucuz diye yurtdışını tercih eden kimse varlıklı ise bu düşünce güzel değildir.

5- Kurban, yükümlünün kendi ülkesinin muhtaçlarına dağıtılmalıdır deniyor. ‘Yurdumda aç varken neden kurbanımı Somali’ye göndereyim’ sözünü nasıl değerlendirmek gerekir?

Kurban’ın nerede ve kimlere verileceği konusunda akrabalık, yakınlık, komşuluk gibi öncelik sebepleri vardır. Ama en önemli sebep ihtiyaç durumudur. Nerede ihtiyaç daha fazla ve daha hayati ise orası tercih edilmelidir.

6- Arefe günü kurban kesilir mi? Kurban kesim vakti ne zaman başlar ne zamana kadar devam eder?

Kurbanın sahih olabilmesi için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir. Kurban, Kurban Bayramı’nın ilk üç günü, yani Zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleri, bayram namazının kılınmasından, 3. günün akşamına kadarki süre zarfında kesilebilir. Şâfiî mezhebine ve bazı fakihlere göre bu süre, bayramın 4. günü akşamına kadardır.

Bayram namazı kılınmayan yerlerde sabah namazı vaktinden itibaren kesilebilir. Kurbanın bayramın 1. günü kesilmesi daha faziletli görülmüş, kesimin gündüz yapılması tavsiye edilmiştir. Geceleyin kurban kesmeyi câiz görmeyenler veya mekruh görenler, aydınlatma imkânının yetersizliğinin yol açacağı muhtemel tehlike, hata ve zorlukları gözönünde bulundurmuş olmalıdır. Bu sakıncalar yoksa gece de kurban kesilebilir.

7- Neler kurbanlık olur, nelerden kurbanlık olmaz?

Kurban olarak kesilmesi kabul edilmiş hayvan türleri şunlardır: Koyun, keçi, sığır, manda ve deve. Tavuk, kaz, ördek, deve kuşu, ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerli değildir.

8- Kurban kimlere vaciptir?

Servet (nisap miktarı mal) kimin ise zekât ve kurban da ona düşer.

9- İmkânı varsa karı-kocaya ayrı kurban kesmek düşer mi?

Müslüman bir kadının normal olarak takıp kullandığı zinete (takıya) zekât ve kurban gerekmez. Bunun dışında kalan tasarruf altını, para, ticari mal... nisap miktarına ulaşırsa zekat verilir, kurban kesilir. Nisap altından 85 gramdır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) zamanında insanların kullandığı ve alıp sattığı başka mallar için de miktarlar verilmiştir. Günümüzde nisap,’bir çekirdek ailenin yıllık normal gideri’ olarak belirlenebilir. Türkiye ortalamasında bunu -2013 yılında- yıllık asgarî 12 bin lira olarak kabul edebiliriz. Bayram günlerinde temel ihtiyaçları için ayrılan dışında bu kadar mala sahip olanlara kurban vacib olur.

10- Kurban kesmek isteyen fakir de kurban kesebilir mi? Kestiğinde nafile sevabı mı almış olur?

Evet, yoksul olan bir kimse de Kurban Bayramı’nda kurban niyetiyle hayvan keserse bu nafile olur ve sevap kazanır.

 

Hac ve Kurban

Hac ibadeti içinde kurban da vardır. Temettu (umreden sonra ihramdan çıkarak) ve kıran haccı (arada ihramdan çıkmayarak) yapanlar orada, belli gün ve yerde kurban keserler. Kur’an’da bunun bir İslâmî sembol (şiar) olduğu ifade edilmiş (Hac 22/36), imkân var ise kurbanın kesilmesi, imkan yoksa üç gün orada, yedi gün de memlekete dönünce oruç tutulması istenmiştir.

Burada dikkati çeken ve konuyu aydınlatan husus, “orada, o zaman imkân bulamazsanız memleketinize dönünce kesin” demek mümkün olduğu halde, “orada, o zaman kesilemezse onun yerine, bir kısmı orada, geri kalanı da dönünce memlekette olmak üzere oruç tutun” buyurulmuş olmasıdır.

Şu halde hacca giden kişinin kurbanı gitmeden veya dönünce memleketinde kesmesi caiz değildir. Ya orada kesecek veya -hayvan bulunmamak, parası olmamak gibi bir imkânsızlık varsa- kurban yerine oruç tutacaktır.

Mekke’de kesilen kurbanların zayi olduğu, heder edildiği, değerlendirilmediği, böylece büyük bir israfın meydana geldiği belki eskiden, bazı zamanlarda doğru idi, ama şimdi gerekli tedbirler alınmış, israf önlenmiştir.

Kesilecek bütün kurbanlar için Mina’da yeterli tesisler kurulmuştur. Tesislerde kesilen kurbanlar soğuk hava depolarına konulmakta, oradan da bütün dünyada muhtaç olan Müslümanlara ulaştırılmaktadır. 


Paylaş :


 

 

Diğer Haberler

Tüm Haberler »

 

Anketler

Anket 1

Web sayfamızın tasarımını nasıl buldunuz?

  • Gönder