http://images.socialpano.com/

Kur’an Mesellerinin (Emsalü’l-Kur’an) Önemi

Şeyh Sabır Hasan Muhammed, Mesel’in tanımını, çeşitlerini ve Kur’an’ı anlamada Mesellerin faydalarını kaleme aldı.20.09.2016 12:49

Temsil, manaları zihinlerde somut bir şekilde ortaya koyan bir yapıdır. Bu, görülmeyenin görülene teşbihi gibidir. Makul olan bir durumu hissedilebilir hale getirmektir. Bir şeyi başka bir şeye kıyas etmektir.

Nice güzel anlamlar vardır ki; temsil, onu adeta bir sanat yapıtı haline sokmaktadır. Temsil ile meramı anlatma tarzı, nefse daha cazip hale gelmekte, akıl da onu daha çabuk kabul etmektedir. İşte bundan dolayı mesel, Kur’an’ın bir konuyu açıklamada ortaya koyduğu bir üslubu ve îcazıdır.

Allah, Kur’an’da bize birçok misal vermektedir. Bu minvalde, “Biz, Kur’an’da insanlar öğüt alsın diye her türlü misali verdik.” “İşte biz, bu misalleri insanlar için vermekteyiz ancak bu misalleri sadece âlimler akletmektedir.” “İşte biz, insanlar belki tefekkür ederler diye onlara misaller vermekteyiz.” buyurmaktadır.

Beyhakî, konuyla ilgili Ebu Hureyre’den Resulullahın şöyle dediğini nakletmektedir. “Şüphesiz ki Kur’an, helal, haram, muhkem, müteşabih ve misaller olmak beş şekilde inmiştir. Bundan dolayı helali bilin, haramdan sakının, muhkeme tabi olun, müteşabihe iman edin ve misallerden de ibret alın.”

Bazı âlimler, Kur’an’da zikredilen mesellerin hatırlatma, öğüt, teşvik, sakındırma, ibret alma, aklın konuyu daha iyi anlamasını sağlama, hissedilebilir şekilde tasvir etme gibi çeşitli faydaları içinde barındırdığını ifade etmektedirler.

Misaller, manaları somutlaştırmaya yaramaktadır. Çünkü o, duyu organlarının yardımı ile zihinde daha iyi yer etmektedir. Ayrıca mesellerde amaç, gizli olanı açığa çıkarmak, görülmeyeni gözler önüne sermektir.

Allah, “Biz, sizin için misaller verdik” buyurmaktadır. Misallerde birçok fayda olmasından dolayı Allah bu şekilde üzerimizdeki nimetini hatırlatmaktadır.

Zerkeşi, “Burhan” adlı eserinde “onun hikmetlerinden biri de şeriatın inceliklerinden olan beyanın öğrenilmesidir” açıklamasında bulunmaktadır. Bu konuda Zemahşeri de “Temsil, manaların keşfedilmesine, düşünceleri somutlaştırmaya yardım etmektedir. Şayet temsil önemli olursa, bu, temsil edilen şeyin de önemine işaret etmektedir. Şayet verilen misal tahkir ifade ederse, temsil ettiği şey de hakir olmaktadır” demektedir.

İsbehani de Arapların ve âlimlerin, düşüncelerini açıklarken, hakikatin anlaşılması ve inceliklerin ortaya çıkması için mesel kullanmalarının aşikâr olduğunu ifade etmektedir. Öyle ki onlar, bu şekilde tasavvur edilen bir konuyu, somut bir hale getirmekte ve görülmeyen bir şeyi, sanki müşahede ediliyormuş gibi ortaya koymaktadırlar. Bundan dolayı Allah, Kur’an’da ve diğer kitaplarında misaller vermektedir. İncil’in surelerinden biri de “emsal” adını taşımaktadır.

Emsal, meselin çoğuludur. Meselle murad edilen şey, kastedilen mananın muciz bir güzellikte hissedilebilir bir seviyeye çıkarılmasıdır.

İbn Kayyim, Emsalü’l-Kur’an hakkında şöyle demektedir. “Hükümde bir şeyi diğer şeye teşbih etmektir. Akledilen şeyleri hissedilebilir seviyeye getirmektir veya iki hissedilebilen şeyin birinin diğeri ile anlatılmasıdır.”

Kur’an’daki Mesellerin Çeşitleri

Kur’an’da “mesel-i musarraha”, “mesel-i kâmine” ve “mesel-i mürsele” şeklinde üç tür mesel vardır.

1- Mesel-i Musarraha: Bu, mesel lafzının veya teşbihe delalet eden sözün açıkça (sarih) zikredildiği meseldir. Bunun örneği Kur’an’da çoktur. Burada sadece bir örnekle yetinelim:

Münafıkların durumu ile ilgili; “Onların durumu, ateş yakmak isteyenin durumu gibidir. Ne zaman ki ateş, etrafını aydınlatır, Allah, hemen onların ışığını gideriverir de onlar, karanlıklar içerisinde bir şey göremez halde kalırlar. Onlar sağırdır, dilsizdir ve kördürler, geri de dönecek değillerdir. Veya onların durumu içerisinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek olan gökten indirdiğimiz yağmura tutulmuş adama benzer…”

2- Mesel-i Kâmine: Bu, kendisinde mesel lafzının sarih bir şekilde varid olmayan kapalı mesellerdir. Lakin bunlar, icaz bakımından derin birçok manaya delalet etmektedir. Benzetildiği manaya nakledildiği zaman bunun bir mesel olduğu anlaşılmış olmaktadır. Bazı örnekleri şu şekilde verebiliriz:

“İşlerin en hayırlısı orta olandır.”

a-Ne yaşlı ne küçük ikisi arasında bir durumdadır.

b-Onlar, infak ettikleri zaman ne israf ederler ne cimrilik yaparlar. İkisi arasında bir yol tutmaktadırlar.

c-Namazında okuyuşunu açığa vurma, gizli de yapma, ikisi arasında bir yol tut.

d-Elini boynunda bağlama, tamamıyla da açma.

“Görme gibi haber yoktur.”

Allah, İbrahim’e (as.) “iman etmedin mi?” diye sorunca o, “iman ettim, lakin kalbimin itminana ermesi için bunu istiyorum…” dedi.

“Nasıl olursanız öyle yönetilirsiniz.”

Allah’ın “Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalandırılır” ayeti de bu söz gibidir.

 “Bir mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz” sözü de buna örnektir.

Hz. Yakub’un (as.) lisanı ile Allah şöyle buyurmaktadır. “Dedi ki, ben size nasıl emanet edebilir ki? Hani hatırlayın daha önceden kardeşinizi de size emanet etmiştim.”

3- Mesel-i Mürsele: Bu, teşbih lafzı açıkça belirtilmeden söylenmiş cümlelerdir. Bunlar, mesel konumunda söylenmiş olan ayetlerdir.

Bunun örneklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

-Sabah yakın değil mi?

-Kötü tuzak ancak sahibinin başına geçer.

-De ki herkes kendi karakterine uygun hareket eder.

-Belki sizin kerih gördüklerinizde sizin için hayır vardır.

-Her nefis kazandıklarına karşı rehindir.

-İyilik yapanın karşılığı ancak iyiliktir.

-Hem isteyen hem isteyen acizdir.

-Hiç temizle pis bir olur mu?

-Nice az topluluklar, Allah’ın izni ile nice çok topluluklara galip gelmiştir.

-Sen, onları birlikte sanırsın, ancak onların kalbi farklı farklıdır.

Mesellerin Faydaları

1-Meseller, akledilebilir bir şeyi insanların dokunduğu hissedilebilir bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Bu şekilde akıl onu kabul etmektedir, çünkü makul olan manalar, idrake yakın olan hissedilebilecek şekilde söylendiğinde zihinde daha çok yer edinir. Buna, Allah’ın, münafıkların riya yaparak infaklarından hiçbir sevabı elde edemeyeceklerine dair verdiği misal, örnek teşkil etmektedir. Allah konuyla ilgili “onun misali, üzerinde toprak bulunan kaya parçasına benzer ki ona yağmur değer de çırılçıplak kalıverir, kazandığından hiçbir şey elde edemez” buyurmaktadır.

2-Meseller, hakikatleri ortaya çıkarır, görülmeyeni hazırda imiş gibi betimler. Allah’ın “Riba yiyenler, şeytanın dokunduğu kimselerin kalktıkları gibi kalkacaklardır” buyurması, bu konuya en güzel örnektir.

3-Meseller, yukarıda örnekleri zikredilen mesel-i kâmine ve mesel-i mürsele’de olduğu gibi yaygın olan manaları, muciz ibarelerle toplar.

4-Mesel, misal verilen konuda teşvik olması için verilmektedir. Çünkü verilen misaller, nefislerin iştiyak duyduğu şeylerdir. Allah yolunda infak eden kimselerin, infaklarının kendilerine daha çok hayırla geri döneceğini belirtmek için Allah’ın verdiği misal, buna örnek olabilir. “Allah yolunda infak edenlerin durumu, bir tanenin durumuna benzer ki, o taneden, yedi başak çıkmaktadır. Her başakta da yüz tane bulunmaktadır. Allah, işte böylece dilediğini kat kat arttırmaktadır. Allah, her şeyi kuşatmakta ve her şeyi bilmektedir.”

5-Misaller, bazen de nefislerin nefret ettiği şey için olur ki, burada nefislerin hoşlanmadığı şeyler, misal olarak verilmektedir. Gıybetin nehyi hususunda Allah’ın şu buyruğu buna örnektir. “Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden kim ölmüş olan kardeşinin etini yemek ister. İğrendiniz değil mi!”

6-Misaller, bazen misal olarak verilen şeyi medh etmek için zikredilir. Sahabenin durumunu ifade etmek için verilen örnek, bu tür misallere girmektedir. “İşte bu, Tevrat’taki misalleridir. İncil’deki misalleri de bir ekin gibidir ki o ekin, filiz çıkarır, filizleri kuvvetlenir, kalınlaşır ve çiftçilerin hoşuna gidecek şekilde gövdesi üzerinde dimdik durur. Bu misal kâfirleri sinirlendirir”. İşte sahabenin durumu da ayette anlatıldığı şekilde evvelemirde sayıları azdı. Sonra çoğalmaya başladılar, öyle ki işlerinde muhkem oldular ve onların bu çokluğu kalpleri memnun etti.

7-Meseller, bazen insanların kötü gördüğü bir şekilde verilmektedir. Bu durumun örneği Allah’ın kendisine ilim verdiği ancak onun, bu ilimle amel etmeyi bırakıp dünyaya dalmasının anlatıldığı şu ayette zikredilmektedir: “Haydi, ayetlerimizden bir ilim verdiğimiz şu kimsenin haberini oku ki o, ayetlerimizden sıyrıldı da şeytana tabi olarak haddi aşanlardan oldu. Şayet dileseydik onu kaldırırdık. Lakin o dünyaya daldı da hevasına tabi oldu. Onun misali köpeğin durumu gibidir. Onu kovalasan da kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte bu, ayetlerimizi inkâr eden bir toplumun durumu gibidir.”

8-Meseller, nefse nüfuz eder, va’zda en beliğ metottur, sakındırmada en kuvvetli durumdur, en keskin ikna metodudur. Şüphesiz ki Allah Kur’an’da öğüt verme ve hatırlatma için birçok mesel vermiştir. Resululah da hadislerinde mesel irad etmiştir. Her çağda Allah’a davet edenler, çağrılarının daha iyi anlaşılması, delillerinin daha ikna edici olması için davetlerinde misallerden faydalanmışlardır. Eğitimciler de konunun daha iyi anlaşılması ve bir şeye teşvik etmek veya ondan sakındırmak için meseller kullanmışlardır.

Şeyh Sabır Hasan Muhammed EBU SÜLEYMAN

Çeviren: Mustafa HOCAOĞLU


Paylaş :


 

 

Diğer Haberler

Tüm Haberler »

 

Anketler

Anket 1

Web sayfamızın tasarımını nasıl buldunuz?

  • Gönder