http://images.socialpano.com/

Malcolm X, 52 Yıl Önce Bugün Katledildi

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ABD’de siyahilerin İslam’a girmeleri ve özgürlük mücadelelerinde kilit rol oynayan Malcolm X, bundan tam 52 yıl önce düzenlenen bir suikast sonucu hayatını kaybetti.21.02.2017 15:00

19 Mayıs Mayıs 1925’de Nebraska’da yedi çocuklu siyahi bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Malcolm X,  52 yıl önce, 21 Şubat 1965'te, ortaya atılan iddialar ve cezalar verilmesine rağmen nedeni hala karanlıkta kalan bir şekilde göğsüne aldığı 16 kurşunla katledildi.

Michigan’da ilk öğretimine başlayan Malcolm, junior High School’da önemli başarılar kaydederek okulun gözde öğrencisi olmuştur. Malcolm bugünlere ilişkin Bruce Perry’nin editörlüğünde yayınlanan The Last Speeches’de  (Son Konuşmalar) okul öğretmeninin kendisine gelecekte ne olmak istediğini sorduğunda , verdiği ‘avukat’ cevabının ardından öğretmeninin ‘Bir zenci için daha gerçekçi bir hedef değil’ dediğini aktarır.

Sokaklarda tutunmaya çalışan Malcolm, 12 Ocak 1946’da hırsızlıktan dolayı yakalanır, 10 yıl mahkumiyet alır ve 27 Şubat’ta Charleston Eyalet Hapishanesi’ne gönderilir.

1948 yılında Concord Hapishanesi’ne nakledilen Malcolm’a küçük ağabeyi Philbert’in ‘Nation of Islam’ı anlatan mektubu gelir. Mektupta ağabeyi Malcom’a ‘Afrikalıların kendisine en yakın dini bulduğunu’, diasporadaki Afrikalıların altında toplanacağı yeni bir örgütün doğduğunu bildiriyordu.  Malcolm X hapishanede okumalarını devam ederek hatrı sayılır bir kütüphane oluşturmuş ve Nation of Islam örgütü lideri Elijah Muhammed ile mektuplaşmaya başlar. Elijah Malcolm’a beyazlara karşı bir bilincin önemli bir kilometre taşı olur. Elijah Muhammed ABD’nin yüz milyonlarca siyahı nasıl köleleştirdiğini anlatır ve siyahların neler yapması gerektiği üzerinde durur.

Malcolm 1952 yılında 7 yıldır kaldığı cezaevinden çıkarak Detroit’te kalan kardeşinin yanına gitti, kardeşi Malcom’a namaz kılmayı  öğretir. Malcolm Elijah Muhammed’in direktifi doğrultusunda soyadını ‘X’ olarak değiştirir. Elijah Muhammed, o dönemde tüm siyahlara güncel olan soyadlarının ABD tarafından verildiğini Afrika’ya ait olduklarını imlemek  için bu soyadı kullanmaları gerektiğini söyler.

Müslüman bir hemşire olan ve Müslüman bir teşkilat için çalışan Betty ile de evlenmişti Malcolm.  Ne var ki 1963 yılında Elijah Muhammed’in İslam dinini nasıl çarpıttığına şahit olacak, John Kennedy suikastından sonra Elijah’ın kendisine koyduğu konuşma yasağından sonra onunla yollarını ayıracaktı.

MALCOLM X’in, bu sırada Hac görevini yerine getirmek için Mekke’ye gitmesi ondaki değişimin başlangıcıydı. Mekke’den hanımına; “İnanamayacaksın  ama tenleri beyazdan daha beyaz olan insanlarla aynı bardaktan su içtim ve aynı tabaktan yemek yedim. Hepimiz bir kardeştik. Ben artık ırkçı bir Müslüman değilim. Gerçek peygamberimiz olan Hz. Muhammed ırkçılığı yasaklamıştır.” sözleriyle yazdığı mektup ondaki değişimin boyutunu gözler önüne serecektir. O artık El-Hac Malik El-Şahbaz’dır.

Beyrut’ta bir üniversitede Amerikalı  siyahlarla ilgili konferans verdikten sonra ise, ırkçılığı bıraktığını, kendisinin yeni bir örgüt kuracağını, beyazların bu örgüte katılabileceklerini açıklayacaktır. İslam dininin belki de ilk olarak, Amerikan basınında evrensel ve geniş boyutlarda yer bulması MALCOLM X sayesinde olmuştur. Ne var ki onun Irkçılığı bırakması Elijah Muhammed ve çeşitli siyah kuruluşlar tarafından doğru bulunmayacak ve hayatında tehditli günler başlayacaktır.

24 kasım 1964’teki seyahat dönüşü sonrası onun yaşamının başlangıcındaki zor günler yeniden başlayacak 13 şubat cumartesi gecesi saat 02.45 ‘te evine bombalar atılacaktır. Eşini ve çocuklarını zorlukla dışarı çıkarmıştır. MALCOLM X, o gecenin sabahı sanki hiçbir şey olmamış gibi daha önceden kararlaştırılmış bir konuşma için Detroit’e gidecek ve 16 Şubat ‘da yakın bir arkadaşına; “Önümüzdeki beş gün içinde infaz edilmek üzere ölüm fermanım imzalandı” diyecektir. 21 Şubat 1965 Pazar günü, 400 kişilik bir toplantıda konuşma yapacaktır. Toplantıya aynı zamanda başka bir rahip ve birkaç konuşmacı da davetlidir. Ama Malcolm dışındaki konuşmacılardan hiç birisi henüz gelmemiştir. “Hiçbirinin geleceğini sanmıyorum. İçimden bir ses diyor ki bu gün kesinlikle kürsüye adım atmamalısın. ” sözleriyle Malcolm yaşayacaklarını hissetmiştir sanki…

20 Şubat 1965 Pazar günü Malcolm X  konuşma yapmak üzere geldiği Manhattan’daki Audubon Ballroom konuşma salonunda  kendisine suikast düzenlenir ve Malcolm X 16 kurşun alarak ağır yaralanır. Kaldırıldığı Columbia Presbyterian Hastanesi’nde kan kaybından hayatını kaybetti.

Malcolm  X, on binlerce insanın katılımıyla New York’ta bulunan Ferncliff  Mezarlığı’na defnedildi.

Akif Emre: Hakikat Avcısı Malcolm X

Bugün Malcolm X’in şehadetinin 50. yılı. 21 Şubat 1965 tarihinde mücadelesinin zirvesindeyken İslam’ın evrensel hakikatini idrak ettiği, beyaz ve siyah ırkçılığına/ayrımcılığına karşı İslam kardeşliği söylemini dillendirmeye başladığı dönemde katledildi.

Tam yarım yüzyıl sonra Malik el Şahbaz’ın şehadetinin ne anlama geldiğine dair söylenmesi gereken sözler her geçen yıl daha da çoğalıyor. Amerikan rüyasının büyülü dünyasından perdeyi çekip indiren adamdı.  Amerikan siyasal sistemi ve toplumsal yapısının yaldızını söktü; cesur cümleleri, duruşu, hayatı ve mücadelesiyle.  

Malcolm X’in yaldızını söktüğü Amerikan imajı neydi? Her şeyden önce kuruluş beyannamesinde Fransız Devrimi’nden de önce “tüm insanların eşit doğduğu, özgürlük ve refahlarını aramalarının vazgeçilmez hakları” olduğunu beyan eden tek devlet olma ayrıcalığı... Amerikalılar modern dönemde bu ilkeleri kuruluş beyannamesinde ilan eden ilk devlet olmakla övünürler.

İşte bu sahte imajı parçalayan Malcolm X’in şehadeti oldu!

Evet, Amerika’nın kurucu babaları tüm insanların doğuştan eşit ve hür yaratıldığını beyan ediyorlardı ama bu ilke sadece beyaz insanlar için geçerliydi. Köleliğin kaldırılması kuzey ve güney savaşlarına sebep olacak, bu ancak 19. yüzyılın sonlarında gerçekleşecektir. Bu da beyazların siyahlardan daha eşit oldukları gerçeğini değiştirmeyecekti. Siyah-beyaz ayrımının resmen kalkması için uzun süre mücadele etmek gerekecekti.

Bugün siyah ya da kızıl deri rengi üzerinden açıktan ayrımcı, aşağılayıcı ifade ağır cezayı gerektiriyor. Ancak Amerikan sistemi yeni siyahlarını üretmekte zorlanmayacaktı. Müslüman bir siyah olarak mücadele eden Malcolm X zamanında renk ayrımcılığı en büyük tehditti. Şimdi ise deri renginden çok din rengi ayrımcılığı, hatta din düşmanlığı büyük tehdit haline geldi: İslamofobi.

Malcolm X’in mücadelesi ırk ayrımcılığını kaldırmada başarılı oldu ama elli yıl geçmeden dine dayalı ayrımcılık daha keskin olarak geri döndü.

Malcolm X’in farkı

Amerika’da Müslüman zenci hareketi, ırk ayrımcılığı konusunda Malcolm X’in verdiği müthiş mücadele ve bunun sonuçları çok farklı boyutlarda ele alınmalıdır. Siyasal ve toplumsal yerleşik düzene karşı bir başkaldırı örneği olarak modern dünya tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak bugünümüze ışık tutar. Bu ateşin dava adamını anlamak için onun sosyal aktivesini, öncülük ettiği mücadeleyi besleyen karakterine dokunmak gerekir.

Malcolm X’in hayatı ve mücadelesinin sonuçları farklı biçimde değerlendirilmeli ve sanılanın aksine hala ciddiyetle ele alınmaya muhtaç. Ancak beni etkileyen iki özelliğini tüm bu sonuçlar kadar önemli bulurum: Hakikat avcılığı ve hakikate teslimiyet.

Hayatının ilk dönemindeki suç şebekelerinin içinden sıyrılıp sahte bir İslam davasıyla, bir tür siyah ırkçılığına bürünmüş din anlayışıyla beyaz ırkçılığa karşı verdiği mücadelede hep haksızlığa karşı kafa tuttu. Doğru bildiğini savunurken gözünü budaktan sakınmayan, mutlak bir cesaret ve fedakarlık örneğidir. Militan bir dava adamıdır. Bedeli ne olursa olsun haksızlığa karşı durmaktan çekinmez. Hayatının tüm evrelerinde bu mücadeleci yanı, dava adamı oluşu, adanmışlığı hep en öndedir, hakikat avcısıdır. Hakikati yakalamak ve onun uğrunda gereken her şeyi, gereken her yöntemle yerine getirmeyi şiar edinir.

Dava adamlığını tamamlayan en büyük örnekliği, hakikat karşısında tereddütsüz teslimiyetidir. Gerektiğinde hayatını ortaya koyduğu mücadelesinin yanlışını gördüğü anda hakikate teslim oluşu, hakikat karşısındaki samimiyeti, modern çağda eşine az rastlanır bir dava adamlığı örneğidir.

Hakikat avcısı olarak Malcolm X hakikate baştan teslim olmanın samimiyet timsalidir. Hayat çizgisine bakıldığında geçtiği evreler, yaşadığı dönüşümler; bir Müslümanın eksik bilgiden dolayı, sosyal veya kültürel nedenlerle yanlış yönlendirme içinde olsa bile eğer samimi ise Hakk’ın onu hakikat istikametine yönlendireceği kanaatinin en somut ifadesidir.

Hayatı, samimiyeti, mücadelesi ve hakikat karşındaki tutumuyla Malcolm X’i, bir öncü ve yol gösterici olarak bugün daha çok anlamaya ihtiyacımız var.

Hakikat karşısında taviz vermeyen, hakikati bulduğu yerde samimiyetle teslim olan insan tipinin en çok arandığı dönemde, rahmetle  bir kez daha analım.

Yeni Şafak Gazetesi


Paylaş :


 

 

Diğer Haberler

Tüm Haberler »

 

Anketler

Anket 1

Web sayfamızın tasarımını nasıl buldunuz?

  • Gönder