http://images.socialpano.com/

HAKAD’dan Teröre 5 Dilde Kınama

Hür Akademisyenler Derneği, basın toplantısı düzenleyerek terör olaylarını 5 dilde okunan bildiri ile kınadı.25.01.2016 10:27

Hür Akademisyenler Derneği (HAKAD), Gaziantep’te düzenlenen Göç Sempozyumunun ardından bir basın toplantısı düzenleyerek terör olaylarını 5 dilde okunan bildir ile kınadı.

Geçtiğimiz hafta bin 100 akademisyen tarafından yayınlanan teröre destek bildirisine tepkiler devam ediyor. Bildirinin ardından “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla karşı bildiri yayınlayan Hür Akademisyenler Birliği (HAKAD), Gaziantep’te basın toplantısı düzenledi.

Toplantıya Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, rektör yardımcısı Prof. Dr. Cahit Bağcı, HAKAD Başkanı Prof. Dr. Ali Gür ve akademisyenler katıldı.

Toplantıda konuşan HAKAD Başkanı Prof. Dr. Ali Gür, vatanını, milletini seven akademisyenlerin bu ülkede çoğunlukta olduğunu belirterek; “Bin 700 civarında akademisyen bildirimize imza attı. Bugün yaptığımız çalışmanın sonucunda bildirimizi dört dilde daha yayınlayacağız. Bildirimizin Türkçesi şu an internet sitemizde mevcut. Diğer dillerdeki bildiriler de yakında yayınlanacak. HAKAD olarak ülkemiz için aktif olarak hareket etmeye ve projeler üretmeye devam edeceğiz.” dedi.

Daha sonra HAKAD tarafından yayınlanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri; Arapça, Kürtçe, İngilizce ve Fransızca olarak okundu.

İşte HAKAD’ın yayınladığı bildirinin tamamı:

Halkın umutlarını kazdıkları terör çukurlarına gömenleri reddediyoruz!

Türkiye aylardır süren vahşi bir terörle karşı karşıya bulunmaktadır. PKK, DAEŞ, FETÖ gibi terör örgütleri uluslararası güçlerin vekalet savaşlarını yürütmekte; huzur ve barışı bozmaktadır. Son aylarda PKK başta olmak üzere terör örgütleri tarafından ülkemizin doğusunda bazı il merkezlerinde ve ilçelerinde gerçekleştirilen terör eylemleri, hiçbir insani ve ahlaki değer tanımamaktadır.

İlçe, mahalle ve sokakları mayınlı çukurlarla ayırmaya çalışan terör örgütü, şehirleri cehenneme çevirerek barış ortamını ve kamu güvenliğini yok etmek istemektedir. Terör örgütleri ülkemizin doğusunda sokak ortasına kurduğu barikatlarla ve silahlı çeteleriyle Kürt vatandaşlarımız başta olmak üzere bölgede yaşayan tüm insanların en temel hakkını, yani yaşama hakkını tehdit etmektedir.

Haraç alma, talan, uyuşturucu, insan ticareti, çocuk kaçırma, tehdit, şiddet ve yargısız infazda sınır tanımayan terör örgütleri yöre insanlarının sokak, park ve caddelerine çukurlar kazıp bombalar döşeyerek şehrin temel yaşam alanlarını ölüm tuzaklarına dönüştürmektedir. İdeolojik amaçları uğruna insanların evlerine tehditle, zorla giren bu kanlı terör örgüt uzantıları yöredeki cami, hastane ve okul binaları başta olmak üzere ambulans ve itfaiye gibi tüm kamu hizmet araçlarına saldırarak bölgeyi yaşanmaz hale getirmektedir.

Bugüne kadar uluslararası ve ulusal hukuku yok sayarak 200 binden fazla insanın göç etmesine, on binlerce esnafın iflas etmesine ve sayısız faili meçhul cinayetin işlenmesine neden olan terör örgütleri, halktan istediği desteği görememenin hıncıyla saldırılarını daha da arttırmakta ve bu durum da istenmeyen göçlere yol açmaktadır.

Terör, sadece insanlığı değil, gerçeği de katletmektedir. Kamuoyunda meşru bir zemin elde etmek için ideolojik ve siyasal çıkarları kesişen bütün kesimleri harekete geçiren örgütler, servis ettikleri uydurma haberlerle ve yaptıkları kara propaganda ile tam bir algı operasyonu yürütmektedir. Terörü eleştirmek yerine barış ve huzuru sağlamak adına alınan güvenlik önlemlerini eleştirmek aymazlıktır. Bu çerçevede hiçbir toplumsal tabanı olmayan kimi grupların yaptıkları açıklamalar, halkın talep ve beklentilerinden çok terör örgütlerinin hedeflerine hizmet etmekte ve Türkiye’yi uluslararası arenada mahkûm etmeyi amaçlamaktadır.

Siyasal, meşru, demokratik kanallar varken silahlı terörü tercih edenlerin art niyetli oldukları ve bu ülkenin kardeşliğine kastettikleri açıktır. Umut dolu bir gelecek için öncelikle terör örgütlerinin başta mayınlı çukurlar olmak üzere, bütün silahlarını, eylemlerini, bombalı tuzaklarını derhal ve ön koşulsuz olarak bırakması gerekmektedir.

Barış ve huzurun sağlanması için terörle mücadelenin sonuna kadar sürdürülmesi gerektiği şeklindeki inancımızı kamuoyuyla paylaşmaktayız. Akademisyen olmanın onur ve şerefi öncelikle teröre karşı evrensel değerleri savunmaktan geçmektedir. İnsanca ve özgürce yaşayabilmek için terörle bütüncül şekilde mücadele edilmeli, makro düzeyde terörü oluşturan sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlarla mücadele edilirken mikro düzeyde de sadece teröriste değil kamu görevlileri de dahil teröre destek verenlere karşı önlemler alınması gerekmektedir.

Tek parti zihniyeti ve darbe anayasalarının bize miras bıraktığı toplumsal sorunların çözümü için kadim geleneklerimizi ve toplumsal mutabakatı önceleyen; barışı sağlayacak ve önümüzü açacak kuşatıcı yeni bir anayasa ihtiyacı kaçınılmazdır. Akademisyenler olarak bizler bu konuda her türlü sorumluluğu şimdiye kadar aldığımız gibi bundan sonra da katkı sağlamaya hazırız.  Bölgenin normalleşmesi için halkın yaraları sarılarak can, mal, namus ve inanç emniyeti sağlanması adına başlatılmış olan toplumsal seferberlik önem arz etmektedir. PKK başta olmak üzere tüm terör örgütlerini ve destekçilerini lanetlerken; yaşanan sorunların giderilmesi ve halkın yaralarının sarılması için üzerimize düşen sorumluluğun bilincinde olduğumuzu bildiririz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


Paylaş :


 

 

Diğer Haberler

Tüm Haberler »

 

Anketler

Anket 1

Web sayfamızın tasarımını nasıl buldunuz?

  • Gönder